Başlıktaki ifade bana ait değil, Sabah gazetesinin internet nüshasının haberde kullanığı başlık. Malum MHP ve Ak Parti arasındaki uzlaşma neticesinde oluşturulmuş Anayasa değişiklik teklifi bugün Meclise getirildi. Toplam 21 maddelik bir tasarı. Üşenmedim başından sonuna kadar okudum. Okumadığım sadece gerekçe metni kaldı. Doğrusu bu yamanın gerekçesi için yazılanları merak ettim ama metin gazetede verilmemişti. Meclis sitesine konulunca bakacağım İnşallah!

Sonuç 21 maddelik 11 safya tutmuş bir değişiklik metnini “Milletin Anayası” diye sunmak Sabah Gazetesi’nden başka bir mecranın aklına gelir mi bilemem. Ama Sabah için normal karşılıyorum. Yandaş diyorlar ya, yandaşlığın bile bir üslubu vardır bana göre. Sabah’ın ki düpedüz vıcık bir yardakçılık, siz isterseniz yağdanlık da diyebilirsiniz. Çoğu zaman ” pes, bu kadar da olmaz yahu” diye geçiriyorum içimden attıkları manşetleri gördüğümde. Hele bir “müjde” manşetleri var ki; evlere şenlik. Emekliye yapılacak rutin zammı bile müjde diye veriyor Sabah.

Anayasa değişiklik tasarısına dönersek: Bu değişiklik, daha doğrusu bana göre”indir/ kaldır” metninin yürürlüğe girmesiyle birlikte bizim Anayasa tam bir yamalı bohçaya dönecek.

Patchwork!

Acelenin sebebi nedir anlamış değilim. Daha önce uzlaşma komisyonunda üzerinde mutabakata varılmış yanılmıyorsam altmış civarında madde vardı. Üstelik o maddeler iki partinin değil, dört partinin mutabakatıyla şekillenmişti. O metin bile getirilmedi de sadece Cumhurbaşkanlığı noktasında düzenleme içeren maddeler getirildi. Yargı ile ilgili düzenlemeler de var ayrıca tasarıda, baharat niyetine.

Ak Parti’nin mutabakatla Anayasa yapmak gibi bir ön kabulü oldu hep. Oysa Türkiye Cumhuriyeti tarihinde mutabakatla yapılmış bir Anayasa yoktur. Ayrıca mutabakatla Anayasa yapmak mümkün olacak bir durum da değildir bana göre. Gücü elinde tutan kendi Anayasasını yapar. Ak Parti’nin bugün güçsüz olduğunu kim iddia edebilir. Madem piyasalarda kısmen bir Anayasa değişiklik tedirginliği oluştu; ha tamamı ha 21 maddelik değişiklik tasarısı, ne farkeder. Mesele gruba güvensizlik mi? Bunu anlarım işte bakın.

Tasarıda dikkatimi çeken bir hususta yürürlük maddeleri. Maddelerin çoğundaki eklemeler/ çıkartmalar ilk yapılacak Milletvekili Genel Seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi sonunda yürürlüğe girecekler. Yani 03 Kasım 2019 Tarhinden sonra. Birazda bunun için söylüyorum aceleniz nedir diye. Madem iki parti bir uzlaşma noktasındadır, değiştirin bütün anayasayı. Millet sandığa gitmişken yeni bir Anayasayı onaylasın, olsun bitsin. İşte o zaman gönül rahatlığı ile “Milletin Anayasası” diye manşet atabilir Sabah Gazetesi de. Bugünkü manşet abesle iştigalden başka birşey değildir. Hoş, bunlar dediğim gibi Sabah için normaldir. Onların iki hatta üç diyelim misyonları var. Sıralarsak; hergün olur-olmaz bir müjde verecekler, Cumhurbaşakınımızın bir mesajını parlatacaklar (oysa mesajın ağırlığına zarar veriyorlar) ve olmazsa olmaz, mutlaka Enerji Bakanı’ndan bir mesaj yayınlayacaklar. Bu sonuncusu özellikle dikkat edin hiç ihmal edilmeyen bir durumdur.

Anlıyorum elbet! Bir yandan kardeşlik var serde, diğer yandan “damatlık” var.

Önümüzdeki aylara dair benim tahmin takvimim şöyle: Tasarı Meclis’den geçer ve halka gider, halk onaylayacak kuşkusuz. Tasarı kanunlaşacak ve yayımı ile bazı maddeleri yürürlüğe girecek. Cumhurbaşkanının partisiyle ilişkisi kesilir hükmü anayasadan kalkmış olacak. Ak Parti olağanüstü kongreye gidecek ve Sayın Cumhurbaşkanı Ak Parti Genel Başkanı olacak tekrar. Bakanlar Kurulu’nu oluşturacak. Yardımcılarını tayin edecek. Sayın Devlet Bahçeli Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak tayin edilecek. Bana göre iyi de olacak. Yakışır Sayın Bahçeli’ye. Kendisine çok kızdığım olmuştur ama her zaman şu hakkını da teslim ederek; son noktada mesele vatan millet meselesi olursa Devlet Bey “devlet adamılığı” nı koyar ortaya demişimdir. Çoğu zaman “kaçtı” gibi yorumlara muhatap olsa da 2001’de de devlet adamlığı yapmıştı Sayın Bahçeli. Seçime gidelim diyerek. O seçimle başladı Ak Parti iktidarları. Özellikle 15 Temmuz’dan günümüze kadar sergilediği tavır da takdire şayandır, bu vesile ile bunu da söylemiş olayım.

Unutmayalım! Fikirler farklı olabilir; katılırız, katılmayız. Ama “adam gibi adam” olmak başka bir şeydir.

Mesele adam olmaktır aslında. Gerisi teferruattır.

Reklamlar